Vercel’i ilk kez Mayıs ayında kullanmaya başladım. O zamana kadar web projelerimi yayınlamak için genellikle klasik hosting yöntemini kullanıyordum: domain ve hosting satın alıyor, ardından projeyi cPanel üzerinden yayına alıyordum.

Bu yöntem çalışıyordu ama özellikle React ve Next.js gibi teknolojilerle küçük projeler geliştirirken bana gereğinden fazla uğraştırıcı gelmeye başlamıştı. Zaten kodlarımı GitHub’da tutuyordum. Bir projeyi güncellediğimde GitHub’a gönderip ardından ayrıca hosting tarafıyla uğraşmak çok anlamlı gelmiyordu.

Vercel’i ilk olarak Travel Ticket projemde denedim. GitHub hesabımı bağlayıp repository’yi seçtikten sonra projenin doğrudan deploy edilebildiğini görünce benim için asıl fark burada ortaya çıktı.

Bugün Vercel üzerinde 8 farklı projem yayında ve yeni bir web projesi geliştirirken deployment tarafında ilk baktığım seçenek hâlâ Vercel.

Vercel’den Önce Ne Kullanıyordum?

Vercel’den önce projelerimi yayınlamak için çoğunlukla domain ve hosting satın alıyordum. Hosting tarafında cPanel kullanıyor, projenin dosyalarını buradan yönetiyordum.

cPanel’in kötü olduğunu düşünmüyorum. Hatta projenin yapısına göre hâlâ daha mantıklı bir tercih olabilir. Ancak benim geliştirdiğim projelerin büyük kısmı React veya Next.js tabanlı küçük ve orta ölçekli uygulamalar olduğu için çoğu zaman klasik hosting bana ekstra bir avantaj sağlamıyordu.

Vercel’i kullanmaya başladıktan sonra fark ettiğim şeylerden biri de her proje için ayrıca hosting satın almak zorunda olmadığım oldu. Kendi domainimi veya subdomain’imi Vercel’deki projeme bağlayabiliyorum ve hosting tarafını ayrıca yönetmem gerekmiyor.

Özellikle sürekli farklı projeler deneyen biri için bu hem daha pratik hem de daha az uğraştırıcı bir çalışma şekli.

Neden Vercel Kullanmaya Devam Ediyorum?

Ben projelerimi zaten GitHub’da tutuyorum. Bunun iki nedeni var: kodlarımı kaybetmemek ve yaptığım projeleri GitHub profilimde gösterebilmek.

Vercel’in benim için en kullanışlı tarafı da burada başlıyor. Yeni bir proje yayınlamak istediğimde dosyaları ayrıca bir sunucuya göndermem gerekmiyor. GitHub hesabımı Vercel’e bağlıyorum, yayınlamak istediğim repository’yi seçiyorum ve proje birkaç adımda deploy edilebiliyor.

Projede environment variable kullanıyorsam .env içindeki gerekli değerleri Vercel’e ekliyorum. Bunun dışında çoğu projede ayrıca uzun bir deployment süreciyle uğraşmıyorum.

Daha sonra projede bir değişiklik yaptığımda kodu GitHub’a push etmem yeterli oluyor. Vercel yeni commit’i algılayıp projeyi tekrar build ediyor ve yayındaki sürümü güncelliyor.

Benim açımdan Vercel’in en büyük avantajı tam olarak bu:

Deployment ayrı bir iş olmaktan çıkıyor.

Kodumu geliştiriyorum, GitHub’a gönderiyorum ve yayınlama sürecinin büyük kısmı otomatik ilerliyor.

Ücretsiz Plan Bana Yetiyor mu?

Şu ana kadar benim kullanımım için fazlasıyla yetti.

Bu yazıyı yazdığım sırada Vercel üzerinde 8 farklı projem yayında. Bunların arasında yusufdere.com, studio.yusufdere.com, requestlab.yusufdere.com, llmvoice.yusufdere.com, standartculture.com ve farklı subdomain’lerde çalışan projeler bulunuyor.

Bugüne kadar bu projeler nedeniyle ücretsiz planda beni rahatsız eden ciddi bir kısıtlamayla karşılaşmadım. Benim gibi kişisel projeler, portföy çalışmaları veya henüz yüksek trafik almayan uygulamalar geliştiren biri için ücretsiz plan oldukça kullanışlı.

Ancak burada önemli bir ayrım var:

Benim projelerime yetmesi, her projeye yeteceği anlamına gelmiyor.

Yüksek trafik alan, yoğun sunucu kaynağı kullanan veya farklı ihtiyaçları olan bir uygulamanın gereksinimleri çok daha farklı olabilir. Bu yüzden Vercel’i seçerken sadece “ücretsiz” olmasına değil, geliştirdiğiniz projenin ihtiyaçlarına da bakmak gerekiyor.

Benim mevcut kullanımımda ise ayrı bir hosting paketi satın almadan 8 farklı projeyi yayında tutabilmek, Vercel’i tercih etmemde önemli bir neden.

Vercel’de Sevdiğim Taraflar

Vercel’i kullanmaya devam etmemin tek nedeni ücretsiz olması değil. Benim çalışma şeklime uyan birkaç özelliği var:

  • GitHub entegrasyonu: Repository’yi bağladıktan sonra yaptığım push’lar otomatik olarak deploy ediliyor.
  • Domain ve subdomain yönetimi: Aynı domain altında farklı projeleri ayrı subdomain’lerle kolayca yayınlayabiliyorum.
  • React ve Next.js ile uyumu: Kullandığım teknolojilerle deployment tarafında ekstra uğraş çıkarmıyor.
  • Hızlı kurulum: Küçük bir projeyi internete açmak için ayrıca sunucu veya dosya yönetimiyle uğraşmam gerekmiyor.

Bunların hiçbiri tek başına Vercel’i “en iyi hosting çözümü” yapmıyor. Ancak benim kullandığım teknoloji yığını ve geliştirdiğim projelerin ölçeği düşünüldüğünde işleri oldukça kolaylaştırıyor.

Peki Kötü Tarafları Yok mu?

Var.

Benim şu ana kadar en çok uğraştıran konu environment variable yönetimi oldu. Projede birkaç tane .env değeri varsa sorun değil ama sayı arttıkça bunları tek tek Vercel tarafına eklemek sıkıcı hale gelebiliyor.

Özellikle farklı environment’lar kullanan projelerde hangi değerin nerede kullanıldığını takip etmek dikkat istiyor.

Bir diğer konu veritabanı tarafı. Ben veritabanı ihtiyacımı genellikle Supabase veya Sanity gibi ayrı servislerle çözüyorum. Bu yüzden yapı bazen parçalı hale geliyor:

  • Uygulama Vercel’de
  • Veritabanı başka bir serviste
  • Dosya depolama başka bir serviste olabilir

Küçük projelerde bu benim için büyük bir problem değil. Hatta çoğu zaman bu servislerin ücretsiz planları yeterli oluyor. Ama proje büyüdükçe birden fazla servisi birlikte yönetmek daha fazla takip gerektirebilir.

Ayrıca Vercel’i her proje için doğru seçenek olarak görmüyorum.

Sunucu üzerinde daha fazla kontrol gereken, farklı backend ihtiyaçları olan veya altyapının tamamen sizin yönetiminizde olmasını istediğiniz projelerde klasik VPS ya da başka bir hosting çözümü daha mantıklı olabilir.

Benim kullanımımda Vercel’in eksileri avantajlarının önüne geçmedi. Ama “React veya Next.js kullanıyorum, o zaman kesin Vercel kullanmalıyım” diye düşünmek de doğru değil.

Bugün Yeni Bir Proje Açsam Yine Vercel Kullanır mıyım?

Büyük ihtimalle evet.

Ama artık her projeyi düşünmeden Vercel’e koymam. Projenin kapsamına, backend ihtiyacına, trafik beklentisine ve ne kadar kontrol istediğime göre karar veririm.

Kişisel bir proje, portföy sitesi, küçük bir SaaS denemesi veya React / Next.js tabanlı bir uygulama geliştiriyorsam ilk baktığım seçenek yine Vercel olur.

Çünkü kodumu zaten GitHub’da tutuyorum, deployment süreciyle ayrıca uğraşmak istemiyorum ve küçük projelerimde Supabase gibi servislerin ücretsiz planları da ihtiyaçlarımı karşılıyor.

Benim için Vercel’in en büyük avantajı aslında tek bir özelliği değil.

Projeyi internete yayınlama işini, projenin kendisinden daha büyük bir mesele haline getirmemesi.

Şu ana kadarki 8 projelik kullanımımda da beni başka bir çözüme geçmeye zorlayacak bir problem yaşamadım.

Yarın daha büyük veya farklı ihtiyaçları olan bir proje geliştirirsem tercihim değişebilir. Ama bugün yeni bir kişisel web projesi açsam, yaklaşık %90 ihtimalle yine Vercel ile başlarım.